Blagay Alperenler Tekkesi


33 Yıllığına Türklere ait Fidan Turizm'e devredilen tekkenin 100 yıl önce yıkılan imarethanesi ile misafirhanesinin ise eski mimarisine uygun olarak yeniden inşa edilmesi planlanıyor. Hazırladıkları projenin kabul görmesi üzerine tekkeyi aslına uygun olarak restorasyon çalışması başlattıklarını söyleyen Fidan Turizm Genel Müdürü Ali Dokumacı, "Türk milleti olarak atalarımızın mirasına yeniden sahip çıktık, burası 33 yıl boyunca güzel ellerde hizmetine devam edecek." dedi.

Tekkenin Türkiye ve Türk halkı için büyük önem taşıdığını ifade eden Dokumacı, Osmanlı'dan önce bu bölgeye gelerek yerleşen dervişlerin, İslamiyet'in güzelliğini yerel halka anlatarak, Bosna-Hersek'te Müslümanlığın halk arasında kabul görmesine sebep olduklarını kaydetti. Dokumacı, tekkenin, mevcut halinin hiç de iç açıcı olmadığını ve her an yıkılma tehlikesi yaşadığını belirterek, ayrıca gelen ziyaretçilere istenilen hizmetin verilemediğini ve dervişlik geleneğinin ne olduğunun anlatılamadığını söyledi.

Mostar Müftüsü Seyid Smaykiç de Blagaj Tekkesi'nin İslam mimarisinin, kültürünün ve ruhunun bir anıtı olduğunu belirterek, "Bu tekke, 600 yıldır burada yaşayan insanların karşılaştığı çeşitli sıkıntılarla baş edebilmeleri için güç kaynağı ve manevi bir sığınak olmuştu." dedi. Smaykiç, bu tekkenin Boşnak halkının manevi olarak hayatta kalmasının bir sembolü olduğunu vurguladı. Mostar İslam Birliği Meclis Başkanı Ramiz Yelovac ise tekkede kapsamlı bir restorasyon çalışması yapılacak olmasından dolayı çok mutlu olduklarını belirtti. Yelovac, "Bizim için çok önemli bir değer taşıyan bu tekkenin, yeniden eski sahiplerinde hayat bulacağına inanıyorum. Bu tekkeyi 600 yıl önce Türkler inşa etmişti, 600 yıl sonra yine Türkler restore ediyor. Bu bizim dostluğumuzun ve birbirimize kenetlenmemizin en güzel örneğidir." dedi. Her yıl 200 bin kişi tarafından ziyaret edilen tekke, ülkede görülmesi gereken en önemli yerlerden biri olarak gösteriliyor.
Bosna'yla ilgili yıllardır duyduğum şeylerden biri de Dağ eteğinde bir akarsuyun yanıbaşında kurulu olan Blagaj (Blagay okunuyor) tekkesiydi. Mostar'a 20 km uzaklıkta, 15. yüzyılda kurulmuş. Sarı Saltuk isminde bir şeyh kurmuş burayı. Aklımın bir köşesinde, bir gün gidersem mutlaka göreyim dediğim yerlerdendi. Sıcak, çok sıcak bir günde Blagaj'a vardık. Araçtan inip 600 metre kadar yürümemiz gerekti, Yol boyunca çift taraflı nar ağaçları vardı. Narçiçekleri öyle güzeldi ki...
Nehrin suyu da buz gibi. Biz kızımla her bulduğumuz nehre ayaklarımızı soktuk :) Paçalarımızı sıvayıp giriyoruz sonra da "ayy buz gibi, ayy çok soğuk" diye zor kaçıyoruz dışarı :) Mutlaka yapın
Blagaj Bosna'da açılan ilk tekkeymiş. Dağın eteğinde ve Buna nehrinin kıyısında. İnsana sonsuz bir huzur veriyor. Orda yatmak, uyumak hatta orada yaşamak isteyebilirsiniz. İçerisi son derece sade, kilimlerle kaplı. Biz oradayken katolik ve ortodokslar da tekkeyi ziyaret ediyordu. Bu arada Sırplar ortodoks, Hırvatlar katolikmiş ağırlıklı olarak. Ama hepsi de hayranlık ve huzur içinde geziniyorlar.
Tekkeden çıkınca hemen yan tarafta Buna nehrinin üstüne kurulmuş Riblji restoranda balık yiyebilirsiniz. Tabii öncesinde Begova çorbası ve sonrasında Hurmacık tatlısıyla beraber... Tatlı su balıkçılığı yapıldığından balık ilk seçenek orada... Tadı çok güzel, Balık etiketinde yazmıştım, detaylar orada...
Hatıra küpe aldım, alt katta hatıra eşya satan minik bir yer var.
Karagöz Begova köprüsünü geçtikten sonra Buna Nehri’nin doğduğu yerin yanında Blagay Tekkesi (Alperenler Tekkesi) bulunuyor. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Mostar Müftüsü Ziyaeddin Ahmed İbn Mustafa’nın Blagay’da bir halveti tekkesi inşa ettiğini yazıyor.

Bu tekkeler fethe zemin hazırlamış. Fetihler kansız gerçekleştirilmiş. Nehrin doğduğu yerde nehir kıyısına kurulmuş balık lokantaları var.
Alperenler (Blagay) Tekkesi : Yine muhteşem doğa güzellikleri içerisindeki Alperenler(Blagay) Tekkesine varıyoruz. Mevlevî dervişlerinin kurduğu, Kadirî ve Nakşî Dervişleriyle bugün de işlevselliği devam eden tekkede dağın içerisinden çıkan muhteşem suyun kıyısında lokumlu kahvemizi içip tarihin derinliklerine yolculuğumuzu sürdürüyoruz.
Anadolu Türk destanlarından Saltuk-nâme, XIII. yüzyıl alp-erenlerinden Sarı Saltuk'un hayatını, savaşlarını ve çeşitli kerametlerini konu almaktadır. Eserde, Sarı Saltuk'un menkıbelerinin yanı sıra, dönemin önemli kişilerinin menkıbeleri ve bu kişilerin Sarı Saltuk ile olan münasebetleri de anlatılmaktadır.
Sarı Saltuk, Anadolu ve Rumeli'nin fethi esnasında gazalara katılan, kahramanlığı ve velayeti ile daha yaşarken efsanevî bir şahsiyet haline gelen müstesna bir Türk kahramanıdır. Hayatı etrafında teşekkül eden menkıbelere diğer gazi ve velilerin menkıbeleri de karışmıştır[1]. Bu sebeple Sarı Saltuk'un gerçek hayatı ile ilgili bilgileri elde etmek son derece güçleşmiştir. Tarihî kaynaklarda yer alan Sarı Saltuk ile ilgili bilgiler Sarı Saltuk'un gerçek hayatını ortaya koyacak mahiyette değildir[2]. Gerçek hayat ile menkıbevî hayat iç içe geçmiştir. Üstelik tarihî kaynakların Sarı Saltuk hakkında verdikleri bu bilgilerin bazan birbiriyle çeliştiği de görülmektedir[3] . Sarı Saltuk'un destanî şahsiyeti ile ilgili bilgileri çeşitli menâkıb-nâmelerde[4] ve velayet-nâmelerde[5] bulabilirsek de bu konuda en mühim kaynak, hiç şüphesiz, Saltuk-nâme'dir.
Saltuk-nâme'nin konusu, esas olarak Sarı Saltuk'un hayatıdır. Eserin birinci cildinin ilk iki menkıbesinde Sarı Saltuk'un çocukluğu ve yetişmesi anlatılmaktadır. Birinci cildin elde bulunan nüshalarının ilk yaprakları kopuk olduğu için, Sarı Saltuk'un doğumundaki destanî unsurları tespit edemiyoruz. Saltuk-nâme'ye göre Sarı Saltuk'un asıl adı Şerîf Hızır'dır[6]. Şeceresi ise Hz. Muhammed'e ve Hz. Ali'ye dayanmaktadır[7]. Bu sebeple, eserde kahramanımızın Şerif, Şerif Hızır, Server, Saltık, Sarı Saltık adlarının yanı sıra Seyyid adı ile de anıldığı görülmektedir. Eserin başlangıcında Sarı Saltuk'un dedesi Seyyid Hüseyin ve babası Seyyid Hasan'ın gazalarından söz edilmektedir. Seyyid Hüseyin'in vefatından sonra yerine Seyyid Hasan'ın geçtiği ve pek çok yer fethettiği anlatılır. Düşmanları, sonunda Seyyid Hasan'ı zehirleyerek şehit ederler.
Sarı Saltuk Saltukname bir halk kahramanı ve, Anadolu ve Rumeli'nin fethi sırasında önemli rol oynayarak efsaneleşmiş bir Türkmen,Bektaşi/Alevi inanç önderidir. Efsanevi şahsiyet kimliğini daha yaşarken elde ettiği söylenmektedir. Hayatını anlatan Saltukname destanı, bu 13. yüzyıl alperen inin savaşlarını ve çeşitli kerametlerini konu almaktadır.

Hacı Bektaşi Velinin müridlerinden olan Sarı Saltuk'un Anadolu ve Balkanlar`da çok sayida türbesi bulunmaktadır. Bu türbelerin bazıları Müslümanların yanı sıra Hristiyan ahaliler için de ziyaret yeri konumundadır. Saltukname’de Sarı Saltuk`un on iki mezarı olduğu belirtilmektedir. Sarı Saltuk, beylerin ve kralların mezarına sahip çıkmak isteyeceklerini söyleyerek her isteyene verilmek üzere birer tabut hazırlamalarını vasiyet etmiştir. En ünlü Sarı Saltuk türbesi halkının 13. yüzyılda İslamiyet'e geçmesine önayak olduğu rivayet edilen İznik'te bulunmaktadır. Saltukname'nin çeşitli yerlerinde Sarı Saltuk'un yer altından şifalı sular çıkardığı anlatılmaktadır.Çok ilginçtir ki Bosna-Hersek Balagay Şehrinde bulunan Tekkesi Buna Irmağının çıktığı,gözenin bulunduğu kocabir kayanın dibindedir.

Asıl mezarının Romanya'nın kuzeyinde Dobruca bölgesindeki Babadag kasabasında olduğu sanılmaktadır.Kendisine bağlı Bektaşikerin yaşadığı Türkiye'de İznik'in yanı sıra Diyarbakır, Tunceli, Bor (Niğde), İznik, Rumelifeneri (İstanbul), Babaeski; Makedonya'da Ohri, Arnavutluk manisa nın alaşehir ilçesinin yeşilyurt kasabasında ve Bosna-Hersek'te türbeleri bulunmaktadır.

Sarı Saltuk'un hayatını anlatan Saltukname Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Cem'in (sonradan Cem Sultan ismiyle tarihe geçecektir) şehzadeliği esnasında verdiği talimat üzerine Ebu'l Hayr er-Rumi tarafından yedi senelik bir çalışma sonucunda Türk sözlü geleneğinden toplanarak 1480 yılında tamamlanmış ve kitaplaştırılmıştır. Bu eserin bir başka ilginç noktası da, yazıya geçirilmiş ilk Nasreddin Hoca hikâyesini içermesidir.

Saltukname yeni Türk harfleriyle tam metin olarak yayıma Şükrü Halûk Akalın tarafından hazırlanmıştır. Bu çalışma 1987 - 1990 yıllarında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından üç cilt olarak yayımlanmıştır.

Sarı Saltuk hakkında bilgi veren başka önemli kaynak da Evliya Çelebi Seyahatname’sidir. Ayrıca, bazı tarih kitaplarinda da Sarı Saltuk ile ilgili çeşitli bilgiler bulunmaktadir. Bunlara örnek olarak Yazıcıoğlu Ali'nin Tevârih-i Al-i Selçuk adlı eserini sayılabilir.

İslami rivayetlere göre Sarı Saltuk, Peygamber ve Hacı Bektaş neslinden gelen Türkmen bir er olarak bilinir. Bu erin şeceresi bizzat Nakib'ül Eşraflık kayıtlarında geçer. Sarı Saltuk soyunun bir kolu Tunceli ilinin Hozat ilçesindedir. Burada Sarı Saltuk'un türbesi ve onun soyundan gelenler bulunmaktadır. Bu aileler Sarısaltık, Akdoğan,Yurt, Yer, Kılıçaslan, gibi temsilcilere sahiptir.